|
Tweet |
TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI – MERSİN ŞUBESİ
KARANLIKTA BAŞLAYAN GÜNÜN BEDELİ ENERJİYLE SINIRLI DEĞİL: SAAT POLİTİKASI BİLİMSEL VE ŞEFFAF BİÇİMDE YENİDEN DÜZENLENMELİ
Giriş
Elektrik Mühendisleri Odası olarak, 2016'dan bu yana kış aylarında da GMT+3'te kalan Türkiye'nin saat politikasını bir kez daha kamuoyunun gündemine taşıyoruz. Avrupa'da saatlerin 25 Ekim'de geri alınacağı bu günlerde Bakanlık, bu yıl da kış saatine geçilmeyeceğini bildirdi. Bugün tartışmamız gereken konu “saat değişsin mi değişmesin mi” değildir. Asıl soru şudur: Türkiye'nin coğrafyasına, elektrik tüketim alışkanlıklarına, çocuklarının eğitimine ve toplumunun sağlığına en uygun saat düzeni hangisidir?
Saat uygulaması bir enerji politikasıdır. Aynı zamanda gün ışığından yararlanma, elektrik tüketim profili, kamu güvenliği, eğitim ve halk sağlığı politikasıdır. Bu başlıkların hepsi birlikte değerlendirilmelidir.
1. Enerji tasarrufu iddiası: Birbirinden farklı iki hesap
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı uygulamanın tasarruf sağladığını savunuyor. Bakanlık 2022'de yaklaşık 8,3 milyar kilovatsaat tasarruf ve yaklaşık 9,2 milyar liralık kazanç açıkladı. Ocak 2024'te TBMM'ye verilen yanıtta ise Ekim 2016'dan bu yana yaklaşık 10 milyar kWh tasarruf sağlandığı, bunun parasal karşılığının tek zamanlı tarifede 8,48 milyar TL, üç zamanlı tarifede 15,48 milyar TL olduğu belirtildi. Yıllara göre değişen bu rakamların hangi yöntemle hesaplandığı kamuoyuyla paylaşılmadı.
EMO, uygulamanın ilk dönemindeki tüketim verileri üzerinden farklı bir değerlendirme yaptı. EMO'nun 2017'deki hesabına göre kalıcı yaz saatinin uygulandığı kış aylarında elektrik tüketimi bir önceki yıla göre 7,1 milyar kWh arttı. Aynı değerlendirmede Kasım 2016 tüketimi, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6,5 oranında artarak 22,7 milyar kWh'e çıktı. EMO bu artışı sanayi üretimi, hava sıcaklıkları ve o dönemin doğalgaz santral sorunları açısından da sınadığını belirtmişti.
Resmi kurumların tasarruf hesabı ile EMO'nun tüketim verileri üzerinden yaptığı değerlendirmeler arasında yöntem ve sonuç bakımından önemli farklılık bulunmaktadır. Hakemli literatür de tek yönlü değildir:
Cambridge ve Bahçeşehir Üniversitesi'nden araştırmacıların 2012–2020 verilerini incelediği çalışma, politikanın ölçülebilir bir elektrik tasarrufuna yol açmadığı sonucuna varıyor (Energy Reports, 2021).
Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) çalışması da toplam tüketim üzerinde ihmal edilebilir bir etki buluyor. Aynı çalışma, tüketimin sabah erken saatlerde arttığını, akşam geç saatlerde azaldığını ve bunun üretim karışımı üzerinden emisyonları düşürdüğünü de not ediyor.
Dolayısıyla kamuoyunun tartışmayı sağlıklı biçimde değerlendirebilmesi için her iki yaklaşımın dayandığı veri ve yöntemlerin ayrıntılı olarak açıklanması gerekmektedir.
2. Elektrik sistemine etkisi: Bir kilovatsaatin ne zaman tüketildiği de önemlidir
Toplam yıllık tüketim, günlük tüketim ve puant güç aynı kavramlar değildir. Sistemin boyutlandırılmasında ve maliyetinde belirleyici olan, yükün hangi saatlerde yoğunlaştığıdır. Bir kilovatsaatin ne zaman tüketildiği, en az ne kadar tüketildiği kadar önemlidir.
Bakanlığın gerekçesi, uygulamadan önce saat 17.00'de görülen puant tüketimin ilerleyen saatlere dağıldığı ve bunun ekonomik ve çevresel fayda sağladığı yönündedir. Bu argümanı ciddiye alıyoruz. Ancak sorunun diğer yarısı da sorulmalıdır: Kışın sabah saatlerinde gün ışığı yokken aydınlatma, elektrikli ısıtma, konut ve ticarethane tüketimi ne kadar artmaktadır? Bu artış akşamdaki azalmayı dengeliyor mu, yoksa aşıyor mu? Cevap, TEİAŞ ve EPDK'nın elinde bulunan saatlik yük verilerinde yatmaktadır. Bu verilerin bağımsız analize açılması gerekir.
3. Çocuklarımız güne karanlıkta başlamak zorunda değil
Bakanlığın TBMM'ye verdiği yanıta göre ikili öğretimde okul saatleri 07.00–18.30 aralığındadır. Bu, kış sabahlarında binlerce çocuğun yürüyerek, serviste ya da toplu taşımada gün ağarmadan yola çıktığı anlamına gelir. EMO'nun 2016–2021 dönemindeki değerlendirmelerinde de bu durumun güvenlik ve eğitim açısından sorun oluşturduğu vurgulanmıştır.
Bilimsel literatür bu konuda temkinli konuşmayı gerektiriyor ve biz de öyle konuşuyoruz. Her çocuğun başarısının düştüğünü iddia etmiyoruz. Ancak sabah erken saatlerde gün ışığından mahrum kalmanın uyku düzeni, uyanıklık, dikkat ve öğrenme süreçleri üzerindeki olası etkileri dikkate alınmalıdır. Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi'nin hakemli dergide yayımlanan görüş bildirimi, insan sirkadiyen biyolojisiyle en uyumlu düzenin kalıcı standart saat olduğunu savunuyor. Bu belge Türkiye'yi doğrudan incelemiyor; ancak vücut saatinin gün doğumu ve batımıyla eşgüdümünün önemini ortaya koyuyor. Yaya ve trafik güvenliği ile ebeveynlerin kaygısı da hesaba katılmalıdır.
4. Mersin ve batı illerindeki sorun
Türkiye'nin doğusu ile batısı arasında yaklaşık 1 saat 16 dakikalık bir zaman farkı bulunuyor. Buna karşın tek bir saat uygulanıyor. GMT+3, 45° doğu boylamının saatidir. Mersin ise yaklaşık 34,6° doğu boylamında yer alır. Bu fark, resmi saatin Mersin'in yerel güneş zamanından yaklaşık 41 dakika ileride olması demektir. Nitekim Mersin'de Haziran ayında güneşin tam güneyde olduğu an 12.41 olarak görülmektedir.
Aynı sorun yalnızca Mersin'e özgü değil. EMO İzmir Şubesi 2021'de, ülkenin en batısında yer alan İzmir'in saat dilimi değişikliğinden en çok etkilenen illerden biri olduğunu vurgulamıştı. İzmir, Muğla, Antalya, İstanbul, Çanakkale ve Edirne gibi yoğun nüfuslu batı illeri benzer sorunları yaşamaktadır.
5. Bilimsel ve şeffaf değerlendirme ihtiyacı
Enerji tasarrufu gerekçesiyle sürdürülen bir politikanın şu soruları yanıtlaması gerekir:
Hangi veri setleri kullanıldı, hangi yıllar karşılaştırıldı?
Hava sıcaklığı etkisi nasıl ayrıştırıldı?
Ekonomik büyüme ve sanayi üretimi nasıl kontrol edildi?
Konut, ticarethane ve sanayi tüketimi ayrı ayrı nasıl değerlendirildi?
Saatlik yük profilleri nasıl analiz edildi?
EMO, uygulamaya dayanak gösterilen İTÜ raporlarının kamuoyuyla paylaşılmasını 2017'de de talep etmişti. Aradan geçen sürede bu raporların ayrıntılarına dair talebimiz karşılanmış değildir.
Kamu yararına ilişkin bir enerji politikasının en güçlü dayanağı iddia değil, şeffaf ve bağımsız biçimde denetlenebilir veridir.
6. EMO'nun önerileri
Saat politikasının enerji, ekonomi, sağlık, eğitim ve güvenlik etkilerinin bağımsız bir akademik heyet tarafından değerlendirilmesi.
GMT+2, GMT+2:30 ve GMT+3 seçeneklerinin bilimsel ölçütlerle karşılaştırılması. EMO'nun 2017'deki çalışması enerji verimliliği açısından GMT+2:30'u en uygun nokta olarak işaret etmişti. Bu değerlendirmenin güncel verilerle yenilenmesini öneriyoruz.
Kış ve yaz saati uygulamasının yeniden değerlendirilmesi.
Saatlik elektrik tüketim ve puant verilerinin TEİAŞ ve EPDK tarafından kamuoyuyla paylaşılması.
Bakan'ın da ifade ettiği gibi, mesai ve okul başlangıç saatlerinin illerin yerel ihtiyaçlarına göre düzenlenebileceği yönündeki esnekliğin Mersin ve batı illerinde somut olarak kullanılması.
İlgili tüm raporların ve hesaplama yöntemlerinin kamuoyuna açıklanması.
Sonuç
Elektrik Mühendisleri Odası olarak talebimiz bellidir: Saat politikası, ideolojik bir tercih ya da tek yönlü bir slogan olarak değil; ölçülebilir, açıklanabilir ve denetlenebilir verilerle belirlenmelidir. Bir tarafta tasarruf iddiası, diğer tarafta tüketim artışı verileri varken, çocuklarımız ve çalışanlarımız güne gün doğmadan başlamaya devam ediyorsa, bu tartışmanın bilimsel zeminde çözülmesi kamu yönetiminin sorumluluğudur. Yetkilileri bu sorumluluğu yerine getirmeye çağırıyoruz.
Prof. Dr. Alkan ALKAYA
TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı