beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...


VAHAP DABAKAN Pirincin Taşları

facebook-paylas
Kürt meselesinde siyasetçilerin başarısı PKK’yı sonlandırdı!
Tarih: 27-08-2026 01:07:00 Güncelleme: 27-08-2026 01:07:00



 (1.Bölüm)
        Türkiye bugün büyük başarıyla PKK Terör örgütünü bitirecek karara imza attı. Kürt meselesini, PKK’nın silahsızlanmasını, toplumsal bütünleşmeyi ve bütün bunların hukukunu konuşuyor. Meclis’te büyük oyla kabul edilen yeni düzenleme en azından silahlı çatışmanın sona erdirilmesi konusunda çok geniş bir siyasal iradenin oluşabildiğini gösteriyor…
       Fakat benim zihnim bugünden yıllar öncesine gidiyor. Çünkü Türkiye bu kapının önüne ilk kez gelmiyor. Ve belki bu kez yapılması gereken ilk şey, önceki denemeyi yalnızca hatırlamak yerine, nerede doğru, nerede yanlış yaptığımızı anlamaktır…
       O yılları düşündüğümde aklıma ilk gelen Kürt meselesine ilişkin yaklaşımının meseleyi yalnızca terör, güvenlik, anayasa, yerel yönetimler veya kimlik hakları üzerinden bakılması da gerekiyor. En önemlisi de; İnsan zihni ve düşünceler neydi?
       2009’da, henüz “açılım” kelimesinin kendisi bile Türkiye’de ciddi gerilim yaratırken, Türk ve Kürt kanaat önderlerinin aynı masaya gelmesiydi. “Türkiye’nin Büyük Çatısı” başlıklı çalıştayın sorularına bugün yeniden bakmak öğreticidir: Türkiye’de ortak bir aidiyet mümkün müdür? Tarihin hangi olayları kimlikleri birbirinden ayırmaktadır? Uzun yıllar süren çatışmanın ardından kimliklerde hangi psikolojik sorunlar oluşmuştur? 
       Çünkü ilk soru karşı tarafı mesele haline getirir. İkincisi ise “ilişkiyi” mesele haline getirir. Esas düşünce şuydu: Kürtlerin hassasiyetlerini giderirken Türklerin korkularını büyütmeyeceksiniz; Türklerin kaygılarını giderirken Kürtlerin kimliğini inkâr etmeyeceksiniz…
       Türkiye uzun yıllar Kürt meselesini ya yalnızca Kürtlerin mağduriyeti üzerinden ya da yalnızca Türklerin güvenlik kaygıları üzerinden konuştu. Oysa bir ülkenin toplumsal barışı, taraflardan birinin psikolojisinin diğerine galip gelmesi değildir. Barış, iki hafızanın aynı ülkede birbirini boğmadan yaşayabilmesidir.
Kürt meselesine buradan bakınca karşımıza bambaşka bir Türkiye çıkar. Bir tarafta dili, kimliği, geçmişte gördüğü muamele, faili meçhuller, köy boşaltmaları, yasaklar ve devletle yaşadığı acı tecrübeler üzerinden oluşmuş bir Kürt hafızası vardır…
       Diğer tarafta onlarca yıl boyunca PKK saldırılarında çocuklarını kaybetmiş aileler, şehit cenazeleri, sınır karakolları, mayınlar, bombalar ve ülkenin bölüneceği korkusuyla şekillenmiş başka bir hafıza vardır. Birinin acısını kabul etmek diğerinin acısını reddetmek değildir. Çünkü insan kendi yasının inkâr edildiğini hissettiğinde karşısındakinin yasını dinleyemez…
       İlk açılımın en kıymetli tarafı, devletin uzun yıllar sonra meselenin yalnızca askeri yöntemlerle çözülemeyeceğiydi. 2009’da başlayan görüşmeler, Habur girişimi ve daha sonra 2013’ten itibaren kamuoyunun da görebildiği görüşme mekanizmaları Türkiye tarihinde kolay küçümsenemeyecek bir psikolojik eşiğin aşılmasıydı…
       Bunu bugün söylemek gerekir. Cesur bir girişimdi. Ama cesaret, iyi tasarlanmış bir süreç anlamına gelmiyordu. İşte şimdi övgünün yanına eleştiriyi koymak zorundayız. Önceki sürecin en büyük zaaflarından biri, barışın toplumsallaştırılmasından çok siyasallaştırılmasıydı. Mesele zaman içinde bir devlet politikası olmaktan ziyade siyasi aktörlerin performansına, seçim atmosferlerine, karşılıklı açıklamalara ve günlük siyasi dengelere fazlasıyla bağımlı hale gelmeseydi…
       Çatışma çözümünde de önce toplumların tarihsel algıları, korkuları, aşağılanmaları ve beklentileri teşhis edilir; ardından uzun soluklu psikopolitik diyaloglar gelir; somut siyasi ve toplumsal projeler ise bunun üzerine inşa edilebilir…
       Biz ise zaman zaman ağacın meyvesini kökünden önce istedik.
Toplum hazırlanmadan büyük sembolik adımlar atıldı. Sonra toplumun bir bölümü korktuğunda geri çekilme geldi. Bir taraf,  “devlet adım atmıyor” dedi; diğer taraf “örgüt çekilmiyor” dedi. 2013 yazında PKK’nın çekilmesi tartışmalı hale geldi; hükümet çekilmenin yeterince gerçekleşmediğini söylerken KCK hükümetin gerekli adımları atmadığını savundu ve Eylül 2013’te geri çekilme durduruldu…
(Devam edecek)

 



Bu yazı 5 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI