(2.Ve son Bölüm.)
Geleneksel bağımlılık türleriyle mücadelede devletimizin ve kolluk kuvvetlerimizin kararlı duruşu sayesinde önemli mesafeler kat etmiş durumdayız. Yasaklı maddeler konusunda Türkiye de ve İzmir genelinde yürütülen operasyonlar ve alınan tedbirler umut verici bir noktada. Ancak bağımlılık endüstrisi boş durmuyor. Şekil değiştiriyor, masum maskeler takarak çocuklarımızın odalarına kadar sızıyor…
Dr. Ömer Yahşi, toplantıda çok hayati iki tehlikeye karşı hepimizi açıkça uyardı: Elektronik sigara ve sanal kumar.
Bugün sokaklarda, okul önlerinde veya sosyal mecralarda rengârenk tasarımlarla, güya “zararsız” ya da “havalı” birer oyuncak gibi pazarlanan elektronik sigaralar, endüstrinin çocuklarımızı nikotin kölesi yapmak için kullandığı en sinsi tuzaktır. Bunun bir adım ötesi ise, akıllı telefonlar aracılığıyla birer oyun formatına indirgenen, çocukların harçlıklarını, gençlerin ise geleceğini sömüren sanal kumar belasıdır…
Dünya artık bu büyük tehlikenin farkında. Danimarka, Fransa ve Avustralya gibi ülkeler, reşit olmayan bireylerin sosyal medya ve kontrolsüz dijital alan kullanımına yönelik sert yasal düzenlemeleri hayata geçirmeye başladı. Türkiye’nin de bu konuda kapsamlı bir hukuki altyapı hazırlığında olması, geleceğimiz adına hayati bir virajdır. Çünkü karşımızdaki yapı, çocuğun ruh dünyasındaki boşlukları, ergenlik döneminin getirdiği arayışları çok iyi analiz eden; tahrip ve taciz edici her türlü argümanı kullanan örgütlü bir şebekelerden başkası değildir…
“Bizim Vazgeçme Lüksümüz Yok. Ebeveynlerde vazgeçmemelidir”
Bu organize atağa karşı verilecek en güzel cevap, aynı şekilde organize, kararlılık ve şefkat dolu bir duruş sergilemektir. İzmir’de bu doğrultuda çok kıymetli bir kale inşa edilmiş durumda. Ücretsiz, tamamen gönüllülük esasına dayanan ve hiçbir ekonomik talep olmaksızın bağımlılara ve ailelerine el uzatan 4 büyük Yeşilay Danışma Merkezi (YEDAM), bu şehrin vicdan istasyonları olarak görev yapmaktadır…
Yazımın başından beri vurguladığım gibi, bu mücadelede en büyük itici gücümüz, Dr. Ömer Yahşi’nin de altını kalın çizgilerle çizdiği o adanmışlık duygusudur: “Bizim özellikle vazgeçme lüksümüz yok.”
Bir anne babanın evladından vazgeçme lüksü olabilir mi? Bir öğretmenin öğrencisini karanlığa terk etme lüksü olabilir mi? Bir gazetecinin bu toplumsal çürümeyi görmezden gelme lüksü olabilir mi? Elbette hayır. Eğer bu şehirde bir tek evladımız bile sanal kumar sitelerinde hayatını karartıyorsa, bir tek gencimiz bile o zehir tacirlerinin pençesinde kıvranıyorsa, hepimizin uykularının kaçması gerekmektedir…
Dr. Ömer Yahşi: Topyekûn İstiklal Mücadelesi içindeyiz
Yeşilay İzmir Şubesi’nin ve kıymetli Başkanı Dr. Ömer Yahşi’nin kentte estirdiği bu mücadele rüzgârı, sadece kurumların omzuna bırakılamayacak kadar büyüktür. Bu mücadele; Emniyet birimlerimizin sokaktaki amansız takibiyle, öğretmenlerimizin sınıflardaki şefkatli gözetimiyle, biz gazetecilerin kalemiyle ve en önemlisi ailelerin çocuklarıyla kuracağı güçlü sevgi bağlarıyla kazanılacaktır…
Unutmayalım ki, bağımlılık endüstrisi gücünü paradan ve sinsi planlardan alıyorsa; biz de gücümüzü bu toprakların mayasından, köklü aile yapımızdan ve evlatlarımıza olan sarsılmaz sevgimizden alıyoruz…
İzmir’den yükselen bu güçlü sese İzmir ve Tüm Türkiye kulak vermelidir. Evlatlarımızı küresel sermayenin insafına, ekranların karanlığına, Dijital Medya'nın insafsızlığına ve sokakların sinsi tuzaklarına teslim etmeyelim. Çünkü bu topraklarda feda edilecek, o endüstrinin çarklarına meze yapılacak tek bir canımız, tek bir evladımız dahi yoktur!
Emeklerine, yüreklerine sağlık Dr. Ömer Yahşi Başkan... Türkiye İlleri ve ilçeleriyle beraber bu şehir de bu asil mücadelede sonuna kadar yanınızdayız. Türkiye de yanınızdadır…