Gayrimenkul sektöründe yıllardır değişmeyen en büyük yanılgılardan biri, satış fiyatının piyasa verileri yerine kişisel beklentilerle belirlenmesidir. Oysa bir gayrimenkulün değeri; sahibinin anılarıyla, harcadığı maliyetle ya da komşusunun söylediği rakamla değil, güncel piyasa koşulları ve bilimsel değerleme yöntemleriyle ortaya çıkar. Doğru fiyatın temeli bilimsel değerlemedir.
Ne yazık ki birçok mülk sahibi, evini satışa çıkarırken duygusal bağlarını fiyatın içine dâhil ediyor. Kimi yıllar önce yaptığı masrafları geri almak istiyor, kimi komşusunun ilan fiyatını referans alıyor, kimi ise "Benim evim daha güzel" düşüncesiyle piyasanın çok üzerinde rakamlar talep ediyor. Sonuçta ortaya, alıcının gerçeklerinden uzak ve satılması oldukça güç ilanlar çıkıyor.
Bu tabloyu büyüten bir başka etken ise yeterli piyasa analizi yapmadan çalışan bazı emlak ofisleri ve danışmanlarıdır. Portföy birincisi olacağım kaygısıyla hareket eden bazı danışmanlar, gerçekçi olmayan fiyatları sorgulamadan kabul ediyor ve bu mülkleri satışa sunuyorlar. Böylece satılması mümkün olmayan ilanlar piyasada çoğalıyor; bu ilanları gören diğer mülk sahipleri de kendi taşınmazlarını aynı yüksek bedellerden satışa çıkarmaya başlıyor. Zamanla piyasa gerçeklerinden uzak, yapay bir fiyat algısı oluşuyor. Ardından hep aynı cümleyi duyuyoruz: "Gayrimenkul piyasası durgun."
Oysa çoğu zaman sorun piyasanın durgun olması değil, fiyatların piyasanın gerçeğini yansıtmamasıdır. Elbette ekonomik dalgalanmalar, faiz oranları ve finansman koşulları işlem hacmini dönemsel olarak azaltabilir. Ancak doğru fiyatlanan, doğru pazarlanan ve profesyonelce yönetilen bir gayrimenkul her dönemde alıcısını bulur. Aslında kriz olarak görülen dönemler, piyasayı doğru okuyabilenler için önemli fırsatlar sunar. Fiyatların gerçek seviyelerine yaklaştığı bu dönemlerde, bilgiyle hareket edenler kazanırken; duygularıyla ve kulaktan dolma bilgilerle hareket edenler çoğu zaman beklemek zorunda kalır. İşte bu nedenle satış sürecinin ilk ve en önemli adımı, taşınmazın uzman kişiler tarafından objektif biçimde değerlenmesidir. Bilimsel verilere dayanan doğru bir fiyatlandırma, hem satıcının zaman kaybetmesini önler hem de mülkün ilan sitelerinde aylarca bekleyerek "değer algısını" yitirmesinin önüne geçer.
Şunu özellikle vurgulamak isterim: Satılamayacak mülk yoktur. Doğru şartlar oluşturulduğunda her gayrimenkul alıcısıyla buluşabilir. Bir mülk uzun süre satılamıyorsa, bunun temelinde genellikle şu üç sebepten biri vardır:
Fiyat Yanlıştır: İstenen bedel, güncel piyasa rayicinin üzerindedir.
Pazarlama Yetersizdir: Mülk doğru hedef kitleye, doğru yöntemlerle ulaştırılamıyordur.
Güven Oluşturulamamıştır: Satış sürecini yöneten danışman, hem mülkü hem de satış sürecini yeterince güven verici şekilde yönetemiyordur.
Gayrimenkul satışında başarı; yalnızca internete ilan vermekle değil, "doğru fiyat, doğru pazarlama ve doğru danışmanlık" üçlüsünü aynı anda yönetebilmekle mümkündür.
Bu nedenle mülkünüzün ilan sitelerinde aylarca bekleyen, sürekli fiyatı düşürülen ve zamanla alıcıların güvenini (ve ilgisini) kaybeden bir ilana dönüşmesini istemiyorsanız, satış sürecini fiyat değer analizini profesyonel gayrimenkul danışmanlarıyla yaptırıp yürütmeniz büyük önem taşır.
Unutmayalım ki piyasayı ilan sitelerindeki hayali fiyatlar değil, tapuda gerçekleşen gerçek satışlar belirler. Bir gayrimenkulün gerçek değeri komşunun söylediği rakam değil; piyasadaki alıcının ödemeye razı olduğu bedeldir.
Doğru fiyatlanan bir mülk beklemez. Doğru yönetilen bir satış süreci ise hem satıcıya hem de alıcıya kazandırır. Çünkü bir gayrimenkulün kaderini çoğu zaman özellikleri değil, doğru belirlenmiş satış fiyatı belirler.