Eğitimi yönetenler pek dikkate almasa da okullarımızı sarıp sarmalayan hayati bir sorun var. Şiddet ve zorbalık…
Çocuğunuz şiddet görmüş ya da bir zorbanın kurbanı haline gelmiş olabilir. Belki de kendisi şiddet uyguluyor ya da bir zorba olarak yetişiyor da olabilir?
Ne yazık ki okullarımızda;
Başka çocuklara acı çektirmekten keyif alan, Arkadaşına büyük yaralar açacak derece şiddet uygulayan kapıları kıran, okul eşyalarına bilerek ve isteyerek zarar veren, kendi çıkarları için arkadaşlarını kullanan, Arkadaşlarını kurban olarak seçip, onları cezalandırma hakkı olduğuna inanan çocukların olduğu görülüyor…
Küfürlü konuşan, kaba dil kullanan, en basit oyunun kurallarına uymayı beceremeyen, arkadaşlarıyla tüm iletişimlerinde kontrolsüz güç kullanan çocuklarımızın sayısı her geçen gün artmaktadır. Hatta cinayetlerle sonuçlanan olaylara tanık oluyoruz.
Söylemeye dilim varmıyor ama sadece karşısındakine zarar verme amacıyla okula giden çocuklarımız var. Hemen her okulda katlanarak artan şiddet veya akran zorbalığı var…
Peki, Ne Yapmalıyız?
Her şeyden önce “şiddet” ve “zorbalık” kavramlarının ne olduğunu, hangi şekillerde ortaya çıkabileceğini anlamalıyız.
Şiddet: Fiziksel, sözel veya psikolojik yollarla başkasına zarar verme davranışıdır…
Akran Zorbalığı: Aynı yaş grubundaki öğrenciler arasında güç dengesizliğine dayalı, tekrarlayan ve zarar verici davranışlardır. Fiziksel saldırı, alay, dışlama, dedikodu ve siber zorbalık en yaygın türleridir…
Sözel zorbalık: Hakaret, alay, tehdit etme…
Psikolojik ve duygusal zorbalık: Dışlama, dedikodu, aşağılama, lakap takma itibarı zedeleme…
Dijital/Siber zorbalık: Sosyal medyadan uygun olmayan görseller gönderme, mesajla rahatsız etme, taciz etme, gün içinde yaşanan bir olayı sosyal medyada duyurma, yayma…
Yapılması gereken en önemli şeyler birisi de eğitimi yönetenlerin bu sorunu önemsemesidir. Okullarda şiddet ve akran zorbalığı eğitim en önemli gündemi olmalıdır. Öğrenci, öğretmen, veli, idareci, bir mücadele programı hayata geçirmelidir…
Bu programda; Ailelere yönelik bilgilendirme çalışmalarının planlaması, Akran zorbalığı yaptığı tespit edilen öğrencilere yönelik
yapılacak uygulamalarda anne-babalara da sorumluluk verecek düzenlemelerin hayata geçirilmesi, Eğitim tüm kademelerinde psikolojik ve rehberlik servislerinin etkin olarak çalışması için güçlendirilmesi, Okullarda akran zorbalığı odaklanacak bir iç denetim mekanizması kurulması gibi hususları artık tartışmalı, konuşmalıdır…
Okullarda şiddet ve zorbalık, yalnızca bireysel bir sorun değil; toplumsal bir sorumluluk alanıdır. Güvenli, kapsayıcı ve sorumluluk temelli bir okul iklimi oluşturmak temel görev olmalıdır.
Ya okullarda şiddeti ve akran zorbalığını önlemek bireyler olarak bizim görevimizdir…
Kısadan Hisse Hissedeki çürümüşlük adım adım içimize işliyor. Kolay yoldan para kazanmak sormalıyız, Nasıl Kazandın?
İki fakülte arkadaşı yıllar sonra sokakta karşılaşır, biri diğerini eve yemeğe davet eder.
Ooo bu ev harika, şu salonun büyüklüğüne bak! Nereden buldun bu kadar parayı birader? Gel göstereyim: pencereden bakarlar. Şuradaki otoyolu görüyor musun? Evet.
O oto yolu 20 milyon dolara 4 şeritli olarak yapacaktık. 20 milyon dolara 2 şeritli yaptık, farkı cebe indirdik.
İki yıl sonra iki arkadaş yine karşılaşır...
Bir önceki karşılaşmanın iade ziyareti “gel bu sefer bize gidelim” der…
Vay, vay, Oğlum sen bizim eve saray diyordun bu ne böyle? Bizimki bunun yanında kulübe kaldı. Nasıl kazandın bu kadar parayı?
Gel sana göstereyim. Pencereden bak şurada otoyolu görüyor musun?
Hayır! Yol yoktur. Tamam işte… Anladın mı?