Aylardır devam eden Rusya – Ukrayna savaşı yetmezmiş gibi şimdide İsrail- Filistin savaşı. Ateşkes, esir takası bile İsrail’in acımasızca saldırı ve bombalamalarını durmuyor…
Gece uyuyup, sabah uyandığımda, “bugünde uyandıran yaradana şükürler” diyorum. Sokağa çıktığımda insanlar karşımda herkes işlerine ve gideceği yere koşuşturma içerisinde. Yüzlerine baktığımda hiçbir insan birbirine benzemiyor ama kusursuz yaratılmışlar…
İnsan olarak hepimiz Yüce Allah’ın yeryüzünde bizleri mükemmel olarak yarattığı varlıklarız. Allah gerek vücudumuzu gerek ruhumuzu her türlü güzelliklerle donatmış ve ayrıca kâinattaki bütün güzellikleri de bizlere emanet etmiştir. Tabiatıyla Allah Teâlâ’nın bu kadar değer verdiği insana bizim de değer vermemiz, onu sevmemiz gerekmektedir…
Takdir edileceği gibi bir insanı sevindirmenin en kolay ve en külfetsiz yolu, ona karşı sevgi ve saygı göstermektir. Sevgi ve saygının tezahürlerinden biri de şüphesiz karşımızdaki insanlara tatlı dilli ve güler yüzlü olmaktır…
Kızgınlık ve öfke makbul bir haslet değildir. Önemli olan öfkenizi yenebilmektir. Nitekim Allah Resulü (a.s), bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır: “Gerçek pehlivan güreşte galip gelen değil, kızgınlık anında öfkesini yenendir.” (Buhârî, Edeb 76)…
“Gittikleri yerde, insanlar kıyafetiyle karşılanır, konuşmaları ve davranışlarıyla uğurlanırlar.” Tatlı dilli ve güler yüzlü olanlar, etrafa neşe ve huzur dağıtırlar. Başkalarına neşe ve huzur verenlerin kendileri de mutlu ve huzurlu olurlar…
Atasözü; “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır derler.” Bu söz gerçekten çok yerindedir. Şüphesiz bu söz tatlı dilli olmanın önemini anlatmaktadır. Tatlı dil ve güler yüz gerçekten etkili bir davranış biçimidir. Bu bağlamda Güneş ile rüzgârın hikâyesi çok ibretliktir. Güneş ile rüzgâr kendi aralarında, sen güçlüsün, hayır ben güçlüyüm şeklinde tartışmaya başlamışlar. Rüzgâr, aşağıda yürüyen bir adamı göstererek, ‘şu adamın ceketini kim çıkartabilirse o güçlüdür,’ demiş ve esmeye başlamış. Rüzgâr estikçe adam ceketine daha da sarılmaya başlamış. Rüzgâr şiddetini artırdıkça adam çıkartmak yerine ceketine daha çok sarılmış ve ceketini çıkartmamış. Güneş, rüzgâra, ‘çıkaramadın, sen kenara çekil! Bak, ben onun ceketini nasıl çıkartacağım!’ diyerek, tatlı tatlı ısıtmaya başlamış. Güneşin aşırı sıcaklığını gören adam ceketini çıkarıp omzuna atmış. Görüldüğü gibi kabalık ve sertliğin yapamadığını, nezaket ve zarafet yapmış…
Tatlı dilli güler yüzlü olmak, Dinimizce sadaka vermek kadar sevap sayılmıştır. Dargın olan iki kişinin arasını düzeltmek de sadakadır. İnsanlara güler yüzlü olmak ve onlara yardımcı olmakta güzel ahlaktır…
Günümüzde özellikle büyük şehirlerde dilencilerin çok olması bazen bizleri kızdırıyor. Haklı da ola biliriz. O insanlara sadaka diye vereceğimiz paralar onları tembelliğe alıştırmakta ve kolay para kazanma yolunu açmaktadır. Burada Belediye Başkanlarına Zabıta Müdürlerine büyük iş düşüyor. Bu dilencilerin çoğunun ihtiyacı olmayan ve bu dilenciliği kolay yönden para kazanma ve meslek haline getirmiş kişiler. Gerekli operasyonların yapılıp toplanması gerekir. Bu insanlara para vermemeliyiz. İnsanlara güler yüz göstermek, güzel söz söylemek için bir engel bulunmamaktadır. O güler yüz de bir sadakadır…
Dostlarımıza, arkadaşlarımıza, birlikte olduğumuz veya herhangi bir nedenle karşılaştığımız insanlara pekâlâ güler yüz gösterebiliriz. Bu sayede hem dostluk ve arkadaşlığımız pekişecek hem de sevap kazanmış olacağız. Huzurlu bir yaşam sürmek istiyorsak, gülümsemeyi, tebessüm etmeyi yüzümüzden hiçbir zaman eksik etmeyelim. Allah sağlığımızı bozmasın…