ABD ve İsrail’in, İran’a yönelik kapsamlı saldırılarında İran'daki hedefler vurulurken, İran da Kuveyt, Bahreyn, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki ABD üslerine ve İsrail’e saldırılar düzenledi.
Kuzey Kıbrıs’ta bu saldırılardan nasibini aldı…
İran‘ın açıklamasına göre, ABD ve İsrail tarafından ülke genelindeki hedeflere saldırılarda yüzlerce kişi hayatını kaybetti. Özellikle İsrail’in vurduğu bir ilkokulda hayatını kaybeden çocukların sayısının 100’ü geçtiği bildirildi. Bu saldırı, bütün dünyada büyük tepki ile karşılandı. İsrail bunu hep yapıyor…
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından, İran devlet medyası Dini Lider Hamaney’in, Genel Kurmay Başkanı, Devrim muhafızları komutanı, Savunma Bakanı ve eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın da öldürüldüğünü açıkladı…
İran, Hameney’in öldürülmesinin intikamının, ABD ve İsrail’ den mutlaka alınacağını açıkladı. Bu durum, gerginliği
Daha da arttıracak…
Trump ise, açıklamasında, İran dini liderinin öldürüldüğü operasyonun ardından diplomatik çözümün artık daha kolay olduğunu belirtti. Ancak, İran dini liderinin ve komutanların ölümünden sonra, diplomasiye dönüşün zor olacağı görülüyor…
Rusya lideri Putin de, İran dini liderinin öldürülmesini bir cinayet olarak niteledi. Bakalım, özellikle Çin, Rusya ve Kuzey Kore, İran’a yapılan saldırıların durdurulması için etkili tepkiler gösterebilecek mi?
ABD ile İran'ın diplomatik müzakereler yürüttüğü bir dönemde İsrail’in zahirini kusmasıyla, gerçekleşen askeri saldırılar, bütün dünyada şaşkınlıkla karşılandı. İsrail devlet televizyonu ise, ABD ve İsrail’in, İran’a yönelik saldırı öncesinde yürütülen müzakerelerin zaman kazanma amacı taşıdığını iddia etti…
ABD ve İsrail'in saldırıları, diplomasiyi ve uluslararası hukukun temel ilkelerini ihlal ederek, bölgedeki gerginliği tırmanacaktır…
ABD ve İsrail, yapılan saldırıların İran’ın nükleer kapasitesinin yok edilmesi ve rejim değişikliğinin sağlanmasının hedeflendiğini açıklamaktadır. Ancak, sadece hava saldırıları ile rejim değişikliği olması, uzmanlar tarafından da, kısa zamanda pek mümkün görülmemektedir…
İran ise, Hürmüz Boğazı’nın gemi geçişine kapatıldığını duyurdu. Dünyadaki petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’ sinin geçtiği boğazın saldırılar nedeniyle güvenli olmadığı belirtildi. Hürmüz boğazında, yakıt tankerlerinin vurulduğunu da gördük…
İran’ın önemli bir petrol, gaz üreticisi olması ve Hürmüz boğazının kapatılmasıyla de birlikte, olası petrol fiyatlarındaki ani yükseliş, global düzeyde enflasyon baskısını artırıp, enerji ithalatçısı ülkeler için enerji maliyetlerini büyük oranda yükseltebilecektir…
Petrol fiyatları yükselişi, Türkiye gibi enflasyonla mücadele eden ülkeler için yeni bir maliyet artışına dönüşebilir. Başta Akaryakıt, taşımacılık, gıda, üretim ve diğer tüm sektörlerde zincirleme fiyat artışlarına yol açabilir…
Döviz kurlarının ve petrol fiyatlarının yükselmesi, Kuzey Kıbrıs’ı ve Türkiye’yi çok olumsuz etkileyebilecek, enflasyon ve pahalılığın artmasına yol açabilecektir. Savaşın uzun sürmesi ve alanının genişlemesi, olumsuz etkileri daha da katlanacaktır…
Bütün ülkeler, Uluslararası barışın korunması, devletlerin eşitliğini esas alan, devletlerarası iş birliği ve insan haklarının geliştirilmesini amaçlayan ve Birleşmiş Milletler’in (BM) kuruluş belgesi olan BM şartına uymalıdır. Bu bağlamda, İran’ın egemenliğine, güvenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmelidir. Kalıcı barış için, kapsamlı barış görüşmeleri hemen başlatılmalı, diplomasiye ve müzakereye fırsat verilmeli ve sorunlara uluslararası hukuk çerçevesinde çözüm bulunmalıdır…
Temennim, bölgedeki savaşın bir an önce bitmesi ve ateşkesin sağlanmasıdır. Zira, çatışma ve gerginliklerin büyüyerek devam etmesi, başta bölgede olmak üzere, tüm dünyada ekonomik ve siyasi istikrarsızlığı artıracaktır.